2026 Reformların Yılı Olacak, KOBİ’ler Dönüşümün Merkezinde
İstanbul Ticaret Odası’nın 2025 Aralık ayı Meclis toplantısında konuşan İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye ekonomisinin geleceğine yönelik kapsamlı değerlendirmelerde bulunarak KOBİ’lerin dönüşüm sürecindeki kritik rolüne dikkat çekti.
Avdagiç, üretimde yeniden dengelenme için finansmana erişimin güçlendirilmesinin zorunlu olduğunun altını çizdi ve iş dünyasının beklentilerini 5 maddelik öneri setiyle ortaya koydu.
KGF destekleri yeni dönüşüm programlarını kapsayacak şekilde genişletilmeli
Kredi Garanti Fonlarının, kamu-özel sektör iş birliği içerisinde rekabetçilik ve dönüşüm odaklı programlara entegre edilmesinin önemini vurgulayan Avdagiç, özellikle teknoloji ve enerji verimliliği yatırımlarına uzun vadeli, sabit faizli yeni kredi paketleri gerektiğini ifade etti.
Kur riskine karşı koruma mekanizmaları ve vergi teşvikleri
Döviz dalgalanmalarının işletmeleri zorladığını hatırlatan Avdagiç, KOBİ'lerin kur riskini yönetebilmesi için uygun maliyetli hedge ürünlerinin geliştirilmesine yönelik çağrıda bulundu. Yatırımı hızlandıracak vergi indirimleri, amortisman kolaylıkları ve modernizasyonu teşvik eden mali adımların üretime güçlü bir katkı sağlayacağını dile getirdi.
Finansman çeşitliliği şart: Banka dışı alternatifler devreye alınmalı
Reel sektörün finansmana bağımlılığını azaltacak alternatif finansman kanallarının devreye alınmasının önemine işaret eden Avdagiç, KOBİ’lerin sadece bankalara değil, yeni nesil finansal araçlara da erişebilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye, çok kutuplu dünyada bölgesel liderliğini pekiştirecek
2026 yılına ilişkin beklentilerini de paylaşan Avdagiç, Türkiye ekonomisinin güçlü büyüme eğilimini sürdüreceğini belirterek, “Bölgemizde yeni bir gerilim yaşanmaması halinde Türkiye, çok kutuplu küresel düzende bölgesel liderliğini daha görünür şekilde pekiştirecektir” dedi.
2026 yapısal reformlar yılı olacak
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2026’yı “yapısal reformlar yılı” ilan eden açıklamalarının iş dünyasında memnuniyetle karşılandığını söyleyen Avdagiç, reel sektör olarak reform sürecini desteklemeye hazır olduklarını ifade etti.
İhracat 270 milyar doları aşacak
Ekonominin 21 çeyrektir kesintisiz büyümesini sürdürdüğünü belirten Avdagiç, turizm gelirlerinin cari dengeyi olumlu etkilediğini, doğrudan yatırımların ise 9 ayda 11,4 milyar dolara çıkarak son 10 yılın en yüksek düzeyine ulaştığını aktardı. Avdagiç, ihracatın yıl sonunda 270 milyar doları aşmasını beklediklerini söyledi.
Prof. Dr. Sümer: “Türk Dünyasında Ekonomik Entegrasyon Artık Geri Dönülmez Bir Süreç”
Ekonomik Hat- Birliktelik Sembolik Değil, Gerçek-Orta Koridor Ekonomiyi Birleştiriyor
Aydınlar Ocağı Genel Merkezi, Türk dünyasıyla ekonomik entegrasyonun masaya yatırıldığı “Türk Dünyasında Ekonomik Birliktelik” başlıklı önemli toplantıyı İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Zeytinburnu Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirdi.
Toplantıda konuşan İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kutluk Kağan Sümer, Türkiye ile Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyeleri arasındaki ekonomik ilişkilerin ulaştığı yeni boyutları rakamlarla ortaya koydu.
Oturum başkanlığını Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa E. Erkalın yürüttüğü programda; dış ticaret dengeleri, enerji hatları, lojistik koridorlar ve kalkınma potansiyelleri kapsamlı biçimde değerlendirildi.
Türk Dünyasıyla 5 Yılda 62,6 Milyar Dolarlık Ticaret
Prof. Dr. Sümer’in açıkladığı verilere göre Türkiye, 2020–2024 döneminde TDT üyeleriyle toplam 62,6 milyar dolar ticaret hacmine ulaştı.
36,6 milyar dolar ihracat, 26 milyar dolar ithalat
Sümer, bu rakamların “Türk dünyasıyla ekonomik birlikteliğin artık sembolik değil, kurumsal ve derinleşen bir gerçeklik haline geldiğini” söyledi.
Azerbaycan: En Güçlü Ticaret Hattı
Türkiye’nin en yoğun ticaret yaptığı ülke Azerbaycan oldu.
2020–2024 toplamı, 12,8 milyar dolar ihracat, 5,3 milyar dolar ithalat
Türkiye, Azerbaycan’a makine, plastik, motorlu araçlar ihraç ederken; başta petrol ve doğalgaz olmak üzere alüminyum, pamuk ve demir-çelik ürünleri ithal ediyor.
Kazakistan: Stratejik İş Ortağı Ama 2024’te Gerileme Var
Beş yıllık ticaret hacmi 23,4 milyar dolar seviyesine ulaşan Kazakistan, bölgenin en büyük enerji ve maden tedarikçisi konumunda bulunuyor.
Ancak 2024 ticareti %16,9 düşerek 4,9 milyar dolara geriledi. Düşüşün sebebi petrol ürünleri ve madencilik kalemlerindeki hacim daralması.
Özbekistan: 5 Yılda Artış, 2024’te Düşüş
2020–2024 toplam ticaret 15,8 milyar dolara ulaştı. Ancak 2024 hacmi 2,937 milyar dolara düşerek %7 geriledi.
Sümer, “Özbekistan’ın Türkiye ticaretindeki payı hala düşük; lojistik altyapı güçlendirilmedikçe bu potansiyel tam kullanılmayacak” değerlendirmesini yaptı.
Türkmenistan Ve Diğer Ülkeler: Potansiyel Çok Yüksek
Türkmenistan ile ticaret 2024’te 2,2 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Macaristan ve gözlemci ülkeler dahil edildiğinde ticaret hacmi sınırlı görünse de Sümer şu noktaya dikkat çekti:
“Gelişmemiş hacim zayıflık değil; doğru stratejiyle büyük fırsat anlamına gelir.”
Ekonomik Yapı Birbirini Tamamlıyor
Sümer, Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri arasındaki yapının “tamamlayıcı ekonomi modeli” oluşturduğunu söyleyerek tabloyu özetledi:
Bu model iki taraf için de sürdürülebilir bir ekonomik denge yaratıyor.
Orta Koridor, Türk Dünyasının Ekonomik Omurgası
Sümer’e göre Trans-Hazar Orta Koridoru, artık sadece lojistik hat değil, Türk dünyasının stratejik kalkınma platformu.
Türkiye–Kazakistan demiryolu yük anlaşması kapasiteyi artıracak Azerbaycan üzerinden gelen petrol/doğalgaz hatları bölgenin enerji güvenliğini belirliyor Lojistik, enerji ve ulaştırma alanlarındaki işbirlikleri bölgesel entegrasyonu hızlandırıyor
Sümer, “Orta Koridor olmadan Türk dünyasıyla ekonomik birlikteliği tam anlamıyla gerçekleştirmek mümkün değil” dedi.
Ortak Gelecek Ekonomide Başlıyor
Konuşmasını güçlü bir mesajla tamamlayan Prof. Dr. Sümer şunları söyledi:
“Türk dünyasında ekonomik birliktelik; sadece ticaret değil, ortak kader, ortak üretim ve ortak gelecek demektir. Bu geleceğin yolu da ortak strateji, güçlü lojistik hatlar ve sürdürülebilir işbirliğinden geçiyor.”
Traveller yerli üretime giriyor, Expert sahada… Hafif ticari segmentte rekor yılı başlıyor.
Peugeot Türkiye, 2026 stratejisinin merkezine yerleştirdiği yerli üretim hamlesi ve yenilenen hafif ticari araç vizyonuyla otomotiv pazarındaki yükselişini hızlandırıyor.
Marka, 4 Aralık 2025’te Divan Kuruçeşme’de düzenlediği toplantıda hem 2025 performansını hem de gelecek planlarını ilk kez bu kapsamda duyurdu.
Toplantıya Peugeot Global CEO’su Alain Favey, Peugeot Türkiye Marka Direktörü Gupse Kaplan ve Peugeot Türkiye Ürün Pazarlama Direktörü İrem Ergün katıldı. Açıklanan veriler, markanın Türkiye’de sadece büyümediğini, aynı zamanda global sıralamayı da etkilediğini ortaya koydu.
Peugeot Türkiye’den Tarihi Satış Rekoru “Hedefi Bir Ay Önceden Geçtik”
Peugeot Türkiye, 2025 yılının ilk 11 ayında 74.920 adet satışa ulaşarak yıl başında belirlediği 73 bin adetlik hedefi** bir ay erken aştı.** Bu performansın ardından yıl sonu hedefi 80 bin adet olarak güncellendi. Böylece Peugeot, Türkiye tarihinin en yüksek satış rakamına ulaşmaya hazırlanıyor.
Marka Direktörü Gupse Kaplan, başarının tesadüf olmadığını vurgulayarak şöyle konuştu: “Türkiye otomotiv tarihinde rekor bir yıla gidiyoruz. Peugeot olarak güçlü ürün gamımız ve doğru konumlandırmayla bu rekorun önemli bir parçasıyız.”
Hafif Ticaride Agresif Büyüme: 25 Bin Adet, %31 Pay
Peugeot’nun 2025 stratejisinde hafif ticari araçlar belirleyici rol oynadı. Kasım itibarıyla 23 bin adede ulaşan LCV satışlarının yıl sonunda 25 bin adedin üzerine çıkması bekleniyor. Hafif ticari araçların toplam satışlardaki payı %31’e yükseldi.
Başarıyı getiren üç temel unsur:
Pazarın %70’ine hitap eden geniş ürün gamı
Rifter, Partner, Expert ve Traveller ile Peugeot, hafif ticari pazarın büyük çoğunluğunu kapsıyor. Rifter segment ikincisi, Expert ve Traveller satışları geçen yılın iki katına ulaştı.
Müşteri taleplerine göre yeni versiyonlar
Rifter’a manuel dizel versiyon takviyesi, Partner’a otomatik şanzıman eklenmesi, pazar talebini direkt karşılayan adımlar olarak öne çıkıyor.
Yerli üretim gücü
Peugeot, Türkiye’deki üretim ağını genişletiyor: Expert modeli Bursa Tofaş’ta yerli üretime geçti. Traveller ise Aralık ayı itibarıyla Türkiye’de üretilecek ve 2026’da sahaya çıkacak.
Bu adım Peugeot’nun Türkiye’deki hafif ticari rekabeti yeniden şekillendirme planının en önemli ayağı olarak görülüyor.
Boxer Minibüs Geliyor, Filo Pazarına Rekabet Getirecek
Marka, özellikle turizm, servis ve kurumsal taşımacılık sektörlerinin artan taleplerine yanıt vermek için Boxer’ın üst yapılı minibüs versiyonunu Aralık ayında satışa sunuyor. Bu hamleyle Peugeot, ticari araçlarda üst yapı çeşitliliğini güçlendirmeyi hedefliyor.
Türkiye, Peugeot Globalde İlk 5’te, Küresel Başarıyı Sürüklüyor
Peugeot Türkiye’nin sergilediği satış performansı global sonuçlara doğrudan yansıdı: 2024 yazında dünya satışlarında 2. sıraya yükseldi. Kasım ayında bu başarı tekrarlandı. Ocak–Kasım toplamında dünyanın en büyük 5. pazarı oldu. Orta Doğu–Afrika bölgesinde lider konumda. Ticari araçta globalde 2. sıraya yükseldi.
Peugeot Global CEO’su Alain Favey, Türkiye’nin marka için kritik rol oynadığını açıkça dile getirdi:
“Türkiye’deki başarı bizim küresel büyümemizi adeta ateşliyor. Tofaş’ın üretim gücüne güveniyor, Türkiye’deki varlığımızı sadece yerel değil küresel stratejimizin bir parçası olarak görüyoruz.”
Favey, Peugeot’nun 2030 hedefinin yıllık 1.5 milyon satış olduğunu, bu hedefe giden yolda Türkiye ve hafif ticari araç segmentinin taşıyıcı güç olacağını ifade etti.
Elektrikli Ve Hibrid Atağı: %40’lık Elektrikli Payı
Peugeot Türkiye, elektrifikasyon stratejisinde 2025’i atılım yılı ilan etti: Elektrikli araç satışları geçtiğimiz yıla göre %80 arttı. Hibrit modellerle birlikte toplam satışlarda elektrikli payı %40’a ulaştı.
Peugeot, tüm ticari araç modellerinin bataryalı elektrikli versiyonlarını sunarak filolara “seçim özgürlüğü” sağlıyor.
Peugeot, Fransız Tasarımı, Sıfır Karbona Giden Yol
140’tan fazla ülkede faaliyet gösteren Peugeot, 2024’te 1.1 milyon adet araç satışı gerçekleştirdi. 2025 itibarıyla tüm ürün gamında elektrikli seçenek sunan marka, E-LION Projesi ile 2038’de Sıfır Karbon hedefi doğrultusunda ilerliyor.
Zafer Partisi, bugün Türkiye’nin gerçek sorunlarını konuşan, çözümü bilimsel verilerle ve milli çıkarlarla şekillendiren tek siyasi güç olduğunu bir kez daha gösterdi.
Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın milletin hakkını savunmaktaki kararlılığı, yalnızca siyasi bir duruş değil; Türkiye’nin geleceği için tarihi bir sorumluluktur.
Emekliden çiftçiye, işçiden esnafa kadar herkesin sesi olan bu mücadele, ülkemizin yeniden ayağa kalkması için en büyük umuttur.
Türkiye’nin Ekonomik Gerçeklerini Masaya Yatıran Stratejik Çalıştay
Siyasi tabloyu netleştiren,Türkiye’nin en geniş katılımlı ve en kapsamlı emekli odaklı çalıştaylarından biri, 30 Kasım 2025’te Ankara Yahyalar Aile Yaşam Merkezi Gösteri Salonu’nda düzenlendi. Emeklilerin, dul ve yetim ailelerinin yıllardır çözülemeyen ekonomik sorunlarının bilimsel ve hukuki yönleriyle masaya yatırıldığı bu toplantı; yalnızca bir değerlendirme toplantısı değil, Türkiye’nin ekonomik geleceğini yeniden şekillendirme iddiası taşıyan stratejik bir zirve niteliği taşıdı. Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın katılımıyla gerçekleştirilen çalıştay; içerdiği analizler, öneriler ve eleştirilerle önümüzdeki dönemin yol haritasına ışık tuttu.
Zafer Partisi’nin Çözüm Paketi
Bu Milletin Kaynağı, Bu Millete Dağıtılacak
Zafer Partisi’nin emekliler için hazırladığı politika seti çalıştayda net biçimde ortaya kondu:
Aylık bağlama oranı %30’dan tekrar %70’e çıkarılacak
Refah payı eskisi gibi %100 uygulanacak
Emeklilerin temel ihtiyaçlarını güvence altına alan sistem kurulacak
OYAK benzeri sürdürülebilir bir kaynak modeli tüm Türkiye için uygulanacak
Sığınmacı politikasının yarattığı ekonomik yük son bulacak
Kamu harcamalarındaki israf kesilecek
Özdağ, “Kaynakları yeniden Türk milleti lehine dağıtacağız. Emekli, hayatının son dönemini huzur içinde yaşamayı hak ediyor.”
Çalıştaydan Başlıklar
STK başkanlarının değerlendirmeleri SGK mevzuatı ve emeklilik sistemi sunumu Vedat İlki TÜİK ve enflasyon davaları Av. Ali Erdem Gündoğan Memur emeklilerinin durumu Fatih Kozan Vergi ve yapılandırmaların etkileri Muraka Çakmar Ekonomik ve finansal analiz Prof. Dr. Mehmet Alagöz Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın kapsamlı Türkiye değerlendirmesi Çalışma Hayatı ve Emekli Politikaları Başkanı Mehmet Akif Cenkci’nin sunumu
Özdağ, “Türkiye Ekonomisi Artık Krizde Değil, Buhranda”
Genel Başkan Özdağ, çalıştayda yaptığı Türkiye’nin gerçeklerini ortaya serenkonuşmada emeklilerin yaşadığı dramı yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi tercihlerle şekillenmiş bir sonuç olarak değerlendirdi:
“Sekiz yıldır milli gelirden pay alan yüzde 80’in küçülmesi kriz değil; bu ağır bir ekonomik buhrandır.”
Özdağ, yanlış ekonomi politikalarının yalnızca emeklileri değil; sanayiciyi, çiftçiyi, pazarcıyı, halciyi, esnafı çökme noktasına getirdiğini vurguladı.
Tarım sektöründeki ithalat bağımlılığının ülkeyi kendi kendine yetemez hale getirdiğini, sanayicinin yüksek faiz ve düşük kur kıskacında nefes alamadığını örneklerle anlattı.
Türk Sanayicisi %50 Faizle Kredi Alırken Alman %3 İle Alıyor
Organize Sanayi Bölgelerinde Türkiye ile Almanya arasındaki uçuruma dikkat çeken Özdağ:
Çarpıcı açıklamalar içeren Kritik Uyarı
Dengeleri sarsılmış,Türk sanayisi rekabet edemez hale getirildi. 2026 Cumhuriyet tarihinin en zor yılı olacak. diyerek Türkiye’nin sanayi gücünün Mısır gibi ülkelere kaydırıldığını, binlerce işçinin işsiz kaldığını belirtti.
Para Yok Değil, Var, Ama Millete Değil Başkalarına Dağıtılıyor
Özdağ, AKP iktidarının kaynak dağılımındaki tercihlerine sert çıktı: Suriyelilere yıllık 11 milyar dolar, yurt dışına “insani yardım” adı altında 8 milyar dolar, Kamu-Özel İş Birliği projelerine 5 milyar dolar ödeme yapıldığını hatırlatarak: “Sonra emekliye para yok deniyor. Bu kabul edilemez bir tercihtir.” dedi.
2003–2025 Arasındaki Uçurum: “11 Çeyrekten 2 Çeyreğe”
Çalıştayda en dikkat çeken verilerden biri Özdağ’ın ülke gündemine damga vuran altın hesabı oldu:
2003’te emekli maaşıyla 11 çeyrek altın alınıyordu. Bugün sadece 2 Çeyrek Her emekli her ay 9 çeyrek altını kaybediyor.
Bu kaybın yalnızca ekonomik değil, politik tercihlerle alakalı kaynakların yanlış ellere aktarılması olduğunu vurguladı.
Erken Seçim Şart
Konuşmasının sonunda Türkiye’nin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik şartların artık ertelenemez hale geldiğini belirten Özdağ:
“Türk milletinin iradesi sandığa yansıtılmalı. Erken seçim artık kaçınılmazdır.” diyerek siyasal atmosferin değişmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye'nin büyüme rotasında görünmeyen dev güç, Hizmet ihracatı
Küresel ekonominin yeni lokomotifi haline gelen hizmet ihracatı, Türkiye için artık sadece bir ticaret kalemi değil; milyonlarca istihdamın kaynağı, net döviz girdisinin ana motoru ve cari dengeyi taşıyan stratejik bir sektör konumunda. Ar-Ge’den sağlığa, eğitimden lojistiğe uzanan geniş bir ekosistemle Türkiye, küresel rekabette hızla yükseliyor.
Bu stratejik önemin altının bir kez daha çizildiği “Hizmet İhracatının Şampiyonları Ödül Töreni”, sektörün devlerini bir araya getirdi.
Hizmet ihracatının her geçen yıl iş dünyasının ufkunu genişleten stratejik bir güç hâline geldiğini görmek, Türkiye’nin küresel rekabette sesini daha gür duyuracağının en net göstergesi.
Bugün ödül alan firmalar, yarının ekonomik vizyonuna yön veren öncülerdir. Türkiye, görünmez kahramanı olan hizmet sektöründe artık sadece bir oyuncu değil, oyun kurucudur.
20 Kategoride 60 Şirket Ödüllendirildi
Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB) Başkanı Şekib Avdagiç ev sahipliğinde düzenlenen törende; Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, TİM Başkanı Mustafa Gültepe ve sektör temsilcileri hazır bulundu.
Ticaret Bakanı Bolat, hizmet sektörünün ekonomik performanstaki rolünü şu sözlerle özetledi: “Bu yıl hizmet ihracatımız 121 milyar doları aşacak. Sektör, Türkiye’ye 62 milyar dolar net dış ticaret fazlası sağlıyor.”
Bolat ayrıca küresel hizmet ticaretindeki yükselişe dikkat çekerek, Türkiye'nin pandemiden sonra 39 milyar dolardan 117 milyar dolara uzanan hızlı toparlanmasını vurguladı.
Hizmet ihracatı Türkiye’nin yeni küresel iddiasıdır
HİB Başkanı Şekib Avdagiç, Türk markalarının dünya çapında bir güven sembolüne dönüştüğünü ifade ederek hizmet ihracatının 61 milyar dolarlık rekor cari fazla ile ülke ekonomisine tarihinin en güçlü katkısını yaptığını söyledi.
Avdagiç, küresel belirsizliklere rağmen Türk hizmet sektörünün esnekliğine ve uyum yeteneğine dikkat çekerek: “Hizmet ihracatı Türkiye’nin küresel pazardaki iddiasının yeni sembolüdür.” dedi.
Hizmet sektörü ticaretin lokomotifi
TİM Başkanı Mustafa Gültepe, hizmet ihracatını “yükselen yıldız” olarak nitelendirerek, dijitalleşmenin sektörü dönüştürdüğünü ifade etti:
Doğru rekabet şartları oluştuğunda ulaşamayacağımız hedef yok.
Ödül Alan Firmalar
Toplam 20 kategoride 60 firma, Türkiye’ye sağladıkları döviz girdisine göre ödüllendirildi.
Bakım Ve Onarım Hizmetleri
Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.
Mro Teknik Servis San. Ve Tic. A.Ş.
Hat-San Gemi İnşaa Bakım Onarım Deniz Nakliyat San. Ve Tic. A.Ş.
Danışmanlık, Müşavirlik Ve Destek Hizmetleri
Ubm Uluslararası Birleşmiş Müşavirler Müşavirlik Hizmetleri A.Ş.
Destek Patent A.Ş.
Ankara Patent Bürosu A.Ş.
Eğitim Hizmetleri
T.C. İstanbul Aydın Üniversitesi
Bahçeşehir Üniversitesi
İstinye Üniversitesi
Filmcilik, Eğlence Ve Diğer Kültür Hizmetleri
Turkuvaz Aktif Televizyon Prodüksiyon A.Ş.
Tara Yapım Yurtdışı Pazarlama A.Ş.
Med Yapım Televizyon Ve Filmcilik A.Ş.
Finans, Sigorta Ve Diğer Mali Hizmetler
Coral Holding A.Ş.
Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi
Türkiye Halk Bankası A.Ş.
Fuarcılık Hizmetleri
İpekyolu Uluslararası Fuarcılık Ltd. Şti.
So Fuar A.Ş.
Fuar Dizayn Dekorasyon Yayıncılık Reklamcılık San. Ve Tic. Ltd. Şti.
Gastronomi Hizmetleri
Bta Havalimanları Yiyecek Ve İçecek Hizmetleri A.Ş.
Büyük Şefler Gıda Turizm Tekstil Danışmanlık Organizasyon Eğitim San. Ve Tic. A.Ş.
Helvacı Group Gıda San. Ve Tic. A.Ş.
İnşaat, Taahhütlük Ve Müteahhitlik Hizmetleri
Gap İnşaat Yatırım Ve Dış Ticaret A.Ş.
Yapı Merkezi İnşaat Ve Sanayi A.Ş.
Tav Tepe Akfen Yatırım İnşaat Ve İşletme A.Ş.
Liman İşletmeciliği Hizmetleri
İga Havalimanı İşletmesi A.Ş.
*Firma Gizliliğini Koruyor
Fraport Tav Antalya Terminal İşletmeciliği A.Ş.
Mimari, Mühendislik, Bilimsel Ve Diğer Teknik Hizmetler
Denzay Mühendislik Enerji İnş. Bilişim San. Tic. Ltd. Şti.
Tümaş Türk Mühendislik Müşavirlik Ve Müteahhitlik A.Ş.
Ayşenur Ve Turan Gıda Kontrol Laboratuvarı A.Ş.
Sağlık Hizmetleri Sektörü
Acıbadem Sağlık Hizmetleri Ve Tic. A.Ş.
Mlp Sağlık Hizmetleri A.Ş.
İstanbul Memorıal Sağlık Yatırımları A.Ş.
Sağlık Sektörü Acente Hizmetleri
Ada Medıcal Teknoloji Ve Sağlık Turizmi A.Ş.
Akel Turizm Organizasyon Güzellik Merkezi Tekstil İthalat İhracat San. Ve Tic. Ltd. Şti.
Lal Yapı Turizm Seyahat Organizasyon San. Ve Tic. A.Ş.
Seyahat Acenteliği Hizmetleri
Odeon Turizm İşletmeciliği A.Ş.
Anexservıces Turizm Organizasyon Taşımacılık Ticaret A.Ş.
Beril Otelcilik Turizm Ve Ticaret Ltd. Şti.
Teknik Müşavirlik Ve Kontrolörlük Hizmetleri
N.K.Y. Mimarlık Mühendislik İnşaat Ve Ticaret Ltd. Şti.
Yüksel Proje A.Ş.
Dolsar Mühendislik A.Ş.
Telekomünikasyon Hizmetleri
Concentrıx
Türksat Uydu Haberleşme Kablo Tv Ve İşletme A.Ş.
*Firma Gizliliğini Koruyor
Turizm Ve Konaklama Hizmetleri
Fıne Otel Turizm İşletmecilik A.Ş.
Voyag Turizm Otelcilik İşletmesi Ve İnş. San. Tic. A.Ş.
Galeri Kristal Turizm İnşaat Pazarlama Ve Tic. A.Ş.
Yazılım Ve Bilişim Hizmetleri
Havelsan Hava Elektronik San. Ve Tic. A.Ş.
Etiya Bilgi Teknolojileri Yazılım San. Ve Tic. A.Ş.
Hitit Bilgisayar Hizmetleri A.Ş.
Yer Hizmetleri
Havaalanları Yer Hizmetleri A.Ş.
Çelebi Havacılık Holding A.Ş.
Tgs Yer Hizmetleri A.Ş.
Yolcu Taşımacılığı Hizmetleri
Türk Hava Yolları A.O.
Pegasus Hava Taşımacılığı A.Ş.
Güneş Ekspres Havacılık A.Ş.
Yük Taşımacılığı Ve Lojistik Hizmetleri
Mars Lojistik Uluslararası Taşımacılık Depolama Dağıtım Ve Tic. A.Ş.
2026 Ekonomi Vizyonu: “Denge Sinyalleri Güçleniyor
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Kasım 2025 Meclis Toplantısı’nda yaptığı değerlendirmelerde, Türk lirasının değer kaybının fiyatlar üzerindeki etkisinin zayıfladığına yönelik TCMB tespitinin, ekonomi yönetiminin kararlı adımlarının bir sonucu olduğunu belirterek, “Bu durum kur-enflasyon ilişkisinde bozulan dengenin yeniden tesis edildiğine işaret ediyor” dedi.
TL’deki değer kaybının etkisinin sınırlanması, kur geçişkenliğinin düştüğünü gösteriyor
Avdagiç, Merkez Bankası’nın son dönemde öne çıkardığı “kurun enflasyon üzerindeki baskısının zayıfladığı” görüşünü önemsediklerini belirterek şunları söyledi:
“Bu tablo, döviz kuru ile enflasyon arasındaki uzun süredir bozulmuş korelasyonun yeniden rayına oturduğuna dair önemli bir işaret niteliğinde. 2026’ya adım atarken fiyat istikrarı açısından umut veren bir gelişme.”
Yeni ticaret düzeni Türkiye’ye stratejik fırsatlar sunuyor
Küresel ekonomide çok kutuplu ticaret yapısının belirginleştiğini vurgulayan Avdagiç, lojistik hatlardan enerji koridorlarına kadar geniş bir alanda Türkiye'nin avantaj yakaladığını söyledi:
“Türkiye, yeniden şekillenen tedarik zincirleri ve ticaret yollarında aktif bir güç haline geliyor. 2026’ya hazırlanırken bu tablo ülkemiz açısından stratejik fırsatlar yaratıyor.”
2026 enflasyon hedefi üçlü sağlam sütunun başarısıyla gerçekleşecek
İTO Başkanı, 2026 hedeflerine değinirken yüzde 16’lık enflasyon hedefinin üç temel unsurla mümkün olacağını dile getirdi:
TCMB’nin kararlı para politikası adımları
Maliye politikasının etkili katkısı
Özel sektörün rasyonel ve pozitif fiyatlama davranışı
Avdagiç, “Bu üç sacayağı uyum içinde çalıştığı takdirde hedefe ulaşılacaktır” dedi.
Hizmet enflasyonu hâlâ yüksek, ancak yavaşlama dikkat çekiyor
Eylül ve Ekim aylarında yaşanan enflasyon yavaşlamasının temel nedeninin kuraklık ve tarımsal don nedeniyle yükselen gıda maliyetleri olduğunu belirten Avdagiç, hizmet fiyatlarındaki artışın ise mal gruplarının altında kalarak olumlu bir sinyal verdiğini ifade etti.
Vergi ve harç artışının hedef enflasyona göre makul tutulması önemli bir adımdır
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, 2026 yılında vergi ve harç artışlarının yeniden değerleme oranı yerine hedef enflasyona yakın seviyede düzenleneceği mesajını değerli bulduklarını dile getiren Avdagiç, bu adımın özel sektöre de örnek oluşturacağını vurguladı.
Zayıf dış talebe rağmen ihracatta artış sürüyor
Avdagiç, ihracattaki toparlanmanın üç temel sebebi olduğunu belirtti:
Türk şirketlerinin dayanıklı ve esnek yapısı
Yeni pazar koşullarına hızlı uyum sağlayabilmesi
Özel sektörün güçlü motivasyonu ve hükümet destekleri
Cari açıkta son dönemdeki artışa rağmen, GSYH’ye oran açısından kırılganlığın belirgin şekilde azaldığını belirtti.
Şirketler için “5 Proaktif Strateji” Uyarısı
Avdagiç, yeni küresel ekonomik düzenin firmalardan daha öngörülü adımlar atmasını zorunlu kıldığını belirterek 5 başlık sıraladı:
Risk okuryazarlığı ve izleme sistemleri
Çeşitlendirme ve yerelleştirme stratejisi (nearshoring – friendshoring)
Dijital ve operasyonel dayanıklılık altyapısı oluşturma
Hızlı tepki, senaryo planlama ve adaptasyon kabiliyeti
Güçlü liderlik ve sürdürülebilir yatırım yaklaşımı
Bu dönem KOBİ’ler için aynı zamanda bir sıçrama imkânı Dengelenme sürecinde KOBİ’lere de mesaj veren Avdagiç, işletmelerin:
"Krize Radikal Çözüm; Ümit Özdağ'ın Zafer Ekonomi Modeli Türkiye'yi Yeniden İhracat Devi Yapacak"
"Dış Ticaret Açığı Kemirgen Değil, Üretim Ekosistemi Kurulacak; Modelin 7 Temel Prensibi"
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Eskişehir’de gerçekleştirdiği saha ziyaretinde kentin ekonomik durumuna ilişkin çarpıcı gözlemler yaptı. Hamamyolu ve Gökmeydan pazarlarında esnafla bir araya gelen Özdağ, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik sıkışmışlığın somut örneklerini Eskişehir’in kalbinde gördü. Türkiye'yi derinden saran ekonomik buhranın çarpıcı tablosunu gözler önüne serdi.
Pazardaki her bir tezgah, vatandaşın cebindeki eriyen alım gücünün ve esnafın içine düştüğü çaresizliğin canlı tanığı oldu.
Eskişehir’deki ekonomik tabloyu değerlendiren Özdağ, çözümün Zafer Partisi’nin hazırladığı ekonomi programında bulunduğunu vurguladı.
Partinin resmi ekonomi dokümanları ve kamuoyuna duyurulan çalışmalarıyla uyumlu olan Zafer Ekonomisi Modeli, Türkiye’nin üretim yapısına, dış ticaret dengesine, tarımsal verimliliğine ve teknolojik dönüşümüne odaklanan kapsamlı bir strateji sunuyor.
Bu nedenle Eskişehir’deki saha bulguları, modelin öngördüğü sorun alanlarını birebir doğruluyor. Özellikle yerli üretimin güçlendirilmesi, tarımda maliyetlerin düşürülmesi, liyakatli ekonomik yönetim ve teknoloji odaklı kalkınma gibi başlıklar, hem partinin resmi ekonomi programında hem de sahada karşılaşılan sorunların çözümünde öne çıkıyor.
Pazarlarda Derin Krizin Ayak Sesleri
Esnaf, yüksek maliyetler ve daralan alım gücü nedeniyle satış yapamadığını ifade etti.
Tezgahtaki Çığlık,
Bir pazarcı, yaşadığı tabloyu şu sözlerle özetledi: “Başkanım, mandalinayı 22 liraya alıyoruz. 20 liraya satıyoruz. Satmazsak çürüyor.”
Başka bir esnaf ise borç yükünü şöyle anlattı: “Bu pazarda bir milyon borcu olmayan esnaf yok. Kimse kâr etmiyor, sadece ayakta kalmaya çalışıyoruz.”
Vatandaşın ise birkaç kilo ürün yerine artık “taneyle” alışveriş yaptığı gözlemlendi.
Nitelikli İşgücü Pazarda Tezgâh Açıyor
Liyakatin Çöküşü, Pazardaki Doktorlar ve Mühendisler.
Eskişehir’in en dikkat çeken sorunlarından biri de istihdamın niteliği. Bir pazarcının ifadeleri durumun vahametini ortaya koydu: “Bu pazarda 20 doktora mezunu, 10 öğretmen tezgâh açıyor. İnsanlar mesleklerinden umudu kesmiş durumda.”
Bu tablo, Türkiye’nin hem beyin gücü kaybını hem de gelir adaletsizliğini gözler önüne seriyor.
Prof. Dr. Ümit Özdağ ,"2025 zor geçti ama 2026 çok daha ağır olacak" uyarısında bulundu. . Çözümümüz belli; üretime, liyakate ve milli ekonomiye dayalı Zafer Ekonomi Modeli. Milletimiz bizi dikkatle izlemeye devam etsin" dedi.
Sahanın, Halkın Lideri Prof. Dr. Ümit Özdağ, sadece rakamlarla değil, halkın içine girerek, onların derdini hâl diliyle anlayan bir lider portresi çizdi. Ekonomik krizin teorisini değil, pratikteki yıkıcı sonuçlarını tezgah başında ortaya koyması, onu diğer siyasetçilerden ayıran en önemli özellik olarak öne çıkıyor.
Zafer Ekonomi Modeli Tüm bu çöküş tablosu karşısında Özdağ, çaresizlik değil, çözüm vaat ediyor. "İktidarın bu krizi aşmak için bir çabası yok. Oysa bizim Zafer Ekonomi Modelimiz var. Üretimi, istihdamı ve milli kalkınmayı hedefleyen bu modele kulak verin" çağrısı yaptı.
Öngörülü Lider Ekonomik krizin henüz derinleşmeden önceki erken uyarılarını, somut ve uygulanabilir ekonomi modeliyle taçlandıran Prof. Dr. Ümit Özdağ, sadece siyasetçi kimliğiyle değil, bir iktisatçı olarak da sahada olmasıyla, Türk siyasetinde nadir görülen öngörülü ve çözüm odaklı bir lider portresi çiziyor.
Zafer Ekonomisi Modeli,
Haberde, daha önce aktardığımız Zafer Ekonomisi haberlerine ek olarak, partinin resmi kaynaklarında da bu analizde yer alan stratejilerin büyük bir kısmı doğrulanıyor.
"Krize Radikal Çözüm: Ümit Özdağ'ın Zafer Ekonomi Modeli Türkiye'yi Yeniden İhracat Devi Yapacak"
"Dış Ticaret Açığı Kemirgen Değil, Üretim Ekosistemi Kurulacak, İşte Modelin 7 Temel Prensibi"
Zafer Partisi’nin resmi sitesinde;“Ekonomik Modelimiz, Sıcak Para Esasına Değil, Sürdürülebilir Üretime Dayalıdır”
Zafer Partisi’nin yayınladığı ekonomi modeli dokümanlarında “sıcak para yerine sürdürülebilir üretime dayalı büyüme”, “planlı kalkınma”, “yerli yüksek katma değerli üretim” ve “liyakat esaslı kamusal kaynak kullanımı” gibi başlıklar öne çıkıyor.
Zafer Ekonomisi’nin kamuoyuna sunulan bir vizyon olmanın ötesinde, partinin stratejik bir planı olduğunu gösteriyor.
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın Eskişehir'de esnafla diyaloğunda dikkat çektiği "Zafer Ekonomi Modeli"nin detayları, Türkiye'nin kronikleşen ekonomik sorunlarına köklü çözüm önerileri sunuyor. Model, "üretim odaklı kalkınma", "liyakat" ve "teknolojik dönüşüm" ekseninde şekilleniyor.
Bizim Analizimize Göre; Partinin Ekonomi Modelin 7 Temel Prensibi
Modelin 7 Temel Prensibi olarak izlemlerimiz;
Dış Ticaret Açığı Stratejisi, "Kemirgen Değil, Üretim Ekosistemi"
Mevcut durum: Cari açığın en büyük kalemleri (enerji, altın, ara malı) kontrol altına alınacak.
Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için nükleer ve yenilenebilir enerji yatırımları hızlandırılacak.
Hedef: 5 yıl içinde enerji ithalatının yüzde 40 azaltılması.
Yerli Üretim Hamlesi: "Yüksek Katma Değerli Ürünler"
KOBİ'lerin Ar-Ge ve inovasyon kapasiteleri güçlendirilecek.
Savunma sanayii, yazılım, ilaç ve ileri teknoloji sektörlerinde yerli üretim teşvik edilecek.
Yabancı sermayenin talanına izin verilmeyecek; doğal kaynaklar milli çıkarlar doğrultusunda işlenecek.
Tarımda Milli Dönüşüm, "Tohumdan Sofraya Güvenlik"
Meslek liseleri ve teknik üniversiteler, sektör ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırılacak.
Mühendislik ve teknik bölümlerde okuyan öğrencilere burs ve staj imkânları artırılacak.
. Sosyal Adalet, "Gelir Dağılımında Denge"
Asgari ücret, insan onuruna yaraşır seviyeye çekilecek.
Emekliler ve dar gelirliler için vergi indirimleri ve sosyal yardımlar artırılacak.
Konut edindirme programlarıyla gençlerin mülk sahibi olması kolaylaştırılacak.
Zafer Ekonomi Modeli, mevcut iktidarın "inşaat ve tüketim" odaklı politikalarının aksine, "üretim ve katma değer" odaklı yapısıyla dikkat çekiyor. Model, küresel rekabette Türkiye'yi Orta Gelir Tuzağı'ndan çıkararak, yüksek teknolojili ürünler ihraç eden bir ülke konumuna getirmeyi hedefliyor.
Vizyoner Lider
Prof. Dr. Ümit Özdağ, sadece ekonomik krize işaret etmekle kalmıyor, somut ve uygulanabilir bir yol haritası sunuyor. Onun liderliğindeki Zafer Partisi, Türkiye'yi "borç batağından" kurtaracak, üreten ve kendi kendine yeten bir ülke haline getirecek bir vizyon ortaya koyuyor. Bu model, Özdağ'ın sadece bir siyasetçi değil, aynı zamanda bir akademisyen ve stratejist olduğunu da gözler önüne seriyor.
Avrupa Ekonomi Senatosu’ndan Türkiye’ye Güçlü Mesaj; “Yeni Dünyanın Denge Ülkesi Türkiye”
“Küresel Zorluklar: Yeni Gerçeklere Uyum” temasıyla gerçekleşen 16. Boğaziçi Zirvesi, Avrupa Ekonomi Senatosu’nun vizyoner liderliğiyle küresel diyaloğa yeni bir ivme kazandırdı.
Avrupa Ekonomi Senatosu; Barış, İşbirliği ve İstikrarın Küresel Akıl Merkezi
Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) tarafından 6–7 Kasım 2025 tarihlerinde Four Seasons Bosphorus Hotel’de düzenlenen 16. Boğaziçi Zirvesi, “Küresel Zorluklar: Yeni Gerçeklere Uyum” temasıyla dünyanın dört bir yanından liderleri bir araya getirdi.
Zirveye bu yıl damgasını vuran kuruluş ise, Avrupa’nın ekonomi ve demokratik geleceğinde önemli rol üstlenen Avrupa Ekonomi Senatosu (EES) oldu. UİP Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Özgencil’in de senatör üyesi olduğu bu seçkin yapı, Avrupa Parlamentosu’nun en saygın isimlerinden Dr. Ingo Friedrich liderliğinde güçlü bir katılım gösterdi.
EES, sadece bir ekonomi platform değil; etik liderlik, barış diplomasisi ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında Avrupa’nın vicdanı olarak görülüyor. Münih merkezli yapı, Brüksel, Berlin ve Zürih’teki ofisleriyle Avrupa ekonomisinin nabzını tutarken; Microsoft, Audi, Deutsche Bank, UBS ve Telekom gibi devlerin CEO’larını da bünyesinde barındırıyor.
Dr. Ingo Friedrich, “Avrupa, Türkiye ve Arap Dünyası El Ele Verirse, Dünya Barışını Gerçekleştirebiliriz”
Zirvenin açılışında konuşan Avrupa Ekonomi Senatosu Başkanı ve Avrupa Parlamentosu eski Başkan Yardımcısı Dr. Ingo Friedrich, Avrupa-Türkiye ilişkilerine dair tarihi bir mesaj verdi;
“Rusya, Hindistan ve Türkiye, yeni dünya düzenini tanımlamakla sorumludur. Avrupa, Türkiye ve Arap dünyasındaki dostlarımız güçlerini birleştirirse; istikrarlı, barışçıl ve adil bir dünya inşa edebiliriz.”
Friedrich, yapay zekânın küresel dengeyi nasıl etkileyebileceğine dair dikkat çekici bir yorumda bulunarak, “Yapay zekâya, yeni bir dünya düzeni nasıl kurulur diye sorun. Çünkü artık akıl, sadece insanda değil, sistemin bütününde aranmalı,” dedi.
Türkiye’nin, sahip olduğu jeopolitik konum ve kültürel çeşitlilik sayesinde, İsrail-Filistin krizinin çözümünde bile denge unsuru olabileceğini vurgulayan Friedrich, “Türkiye’nin rolü, bölgesel barışın anahtarıdır,” ifadesiyle büyük alkış aldı.
“Türkiye, Avrupa’nın En Önemli Ekonomi Ortağıdır”
yaptığımız özel söyleşide sorularımıza Friedrich, Türkiye’nin Avrupa için vazgeçilmez bir ekonomi partner olduğunu belirtti;
“Türkiye, Avrupa’nın ilk on ticaret ortağı arasında. İhracatının %40’ı Avrupa’ya gidiyor. Almanya’dan Türkiye’ye yapılan yatırımlar 13 milyar Euro’yu aşmış durumda. Bu, iki kıta arasındaki karşılıklı güvenin en somut göstergesidir.”
Friedrich, Türkiye’nin AB üyeliğinin bir hedef değil, iki taraf için de uzun vadeli bir stratejik hazırlık süreci olması gerektiğini belirterek, “Yakın işbirliğiyle başlayalım, sonunda Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine ulaşalım,” Şeklinde cevapladı.
Finansın Yeni Rotası: Dijitalleşme, Risk Yönetimi ve Yapay Zekâ
Zirvede düzenlenen “Finansın Yeni Rotası: Riskler, Fırsatlar, Dijitalleşme ve Bankacılıkta Yeni Kurallar” başlıklı panelde, Avrupa Ekonomi Senatosu Türkiye-Orta Doğu Başkanı Iraj Alipour dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
Alipour, dijital ödeme sistemleri ve yapay zekâ tabanlı finansal çözümler üzerine kurulu projelerini anlatarak, “Turistlerin finansal erişimini kolaylaştıran ZPay sistemini Türkiye’de kurduk. Bu sistem, hem bankacılıkta güveni artıracak hem de turizme yeni bir soluk getirecek,” dedi.
Ekonomide dijitalleşmenin “yeni güven dalgası” olacağını söyleyen Alipour, “Türkiye gibi dinami ekonomiler, yapay zekâyı sosyal faydayla birleştirebilirse, enflasyonla mücadelede de öncü olur,” sözleriyle dikkat çekti.
Türkiye: Avrupa ve Afrika Arasında Yeni Denge Gücü
Avrupa Ekonomi Senatosu’nun vizyonu, Türkiye’nin küresel sistemdeki yerini güçlendiren bir anlayış üzerine kurulu. Dr. Friedrich’in ve Alipour’un açıklamaları, Türkiye’nin Avrupa’nın ekonomi geleceğiyle doğrudan bağlantılı olduğunun en somut kanıtı niteliğinde.
Bugün artık dünya, “Avrupa’sız Türkiye” veya “Türkiye’siz Avrupa” denklemini geride bırakıyor. Yeni çağın rotası; ekonomi dayanışma, dijital dönüşüm ve ortak barış vizyonu ekseninde yeniden çiziliyor.
Avrupa Ekonomi Senatosu’nun 16. Boğaziçi Zirvesi’ndeki güçlü varlığı, Türkiye’nin artık sadece bir “bölgesel aktör” değil, küresel aklın merkezinde yer alan stratejik ortak olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Türkiye’nin dinami ekonomisi, kültürel köprü rolü ve yenilikçi girişimci ruhu; Avrupa’nın geleceğini sadece tamamlamıyor, ona yeni bir yön de veriyor.
“Türkiye, Avrupa’nın eksik halkası değil; Avrupa vizyonunun geleceğidir.”